Netflix’in Başarı Hikayesi!

0

1990’lar dünyasını düşündüğümüzde medya ve televizyonculuğun bugünkü haline dönüşümünün boyutu akıl alır gibi değil! O zamanlar internetten film açayım, dizi izleyeyim gibi bir durum henüz yok! Televizyonun dahi her evde bulunmadığı bu dönemde filmler VCD, kaset ve DVD’ler ile dönüyordu. İlk pazara çıkışı 1995 yılında Amerika’da olan DVD, VCD ve kasete göre hem kalite hem de taşınabilirlik ve kullanım açısından çok daha elverişliydi. Ne yazık ki her filmin DVD’sini almak mümkün değildi ayrıca DVD oynatıcılar da pahalıydı, her evde yoktu. Tüm bu durumlar birleşti ve “DVD kiralama” furyasını başlattı.

İşte Netflix bu “kiralama” mantığının hemen algılanması sonucu kuruldu.

Netflix nedir?

Günümüzde hepimizin bildiği, izlediği 200’e yakın ülkede 125 milyon üyesi olan, yüzlerce dizi film belgesel arşivi olan netflix bir çeşit “internet eğlence hizmeti” olarak kendisini tanımlıyor.

Nasıl kuruldu? Nasıl büyüdü?

1997 senesi ağustosu Kaliforniya, Scotts Valley’de  Reed Hastings ve yazılımcı Marc Randolph tarafından kurulmuştu. Bu zamanlarda DVD henüz yeni çıkmıştı ve bunun ivme kazanacağını düşünen ikili şirketi kurarak “DVD satma ve kiralama” ile işe koyuldular! Artık film izlemek isteyen kullanıcılar her seferinde kalkıp film dükkanına gitme zahmetinde bulunmayacaktı, izlemek istediklerini seçip Netflix ile iletişime geçmek yeterliydi sonrasında seçilen ürünü Netflix kargo aracılığıyla gönderecekti.

Başlarda film başına düşük bir kira bedeli alınıyor ve kargo ücreti müşteri tarafından ödeniyordu fakat zaman bunu da değiştirdi.

98’de internet sitesini açan Netflix bu site üzerinden anketler, testler yaparak izleyici kitlesinin beğenilerini ve ilgi alanlarını analiz etmeyi hedefledi. Böylece daha sonrasında ilgilerini çekebileceğini düşündükleri paketleri önermeye başlayacaktı. 2000 yılında bunu farklı bir boyuta taşıyıp CineMatch isimli servisle anlaştılar ve bu servis sayesinde kullanıcılarıa filmlere puan vermesini sağlayarak yeni bir analiz zemini oluşturdular. Böylece kullanıcıların neyi sevip neyi sevmediklerini anlayıp ve ona uygun doğru ürünlerle yaklaştılar.

Bu arada yine 1998’de film başına verilen ücret önce 4 filme tek ücrete dönüştü daha sonra ise aylık sınırsız filme 19,95 dolara dönüştü. Kargo ücretini kullanıcıların ödemesi de değişen şeylerden biriydi! Bu dönem haftalık 100.000 DVD kiralamaya başlayan Netflix kişiselleştirilmiş film önerileri sistemini kullanmasının faydalarını görmeye başlamıştı bile.

2000’lerin başı Netflix için şanslıydı, insanlar film kiralama mantığını iyice içselleştirmiş, kendi ilgi alanlarına yönelik sunulan filmleri seviyor ve sabit bir fiyat karşılığı sınırsız filmin cezbediciliğine kendilerini kaptırmaya başlamışlardı. Aynı zamanda 2001 senesi İkiz Kuleler faciası sonrasında Amerikan toplumunda oluşan korku insanların evde daha çok zaman geçirmesine neden olmuştu ve bu dönemde de kiralamalar oldukça artmıştı.

2002’de halka açılan şirket öncesinde “NetFlix” olan ismini “Netflix Inc.” olarak değiştirdi. 2005 senesine gelindiğinde Seattle, Houston, Denver gibi yerlerde bulunan dağıtım yerleri arttıkça artmış Netflix ise kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yatırımlara başlamıştı. 2005 sonu 4,2 milyon üye sayısına yükseldi.

2007 ve sonrası dönüm noktasıydı çünkü artık kişisel bilgisayarlardan da izlenilebilecekti! Bu süreçte bilgisayarlar artık her eve girmişti ve artık kargo işinin süreci uzattığını düşünen Netflix “watch instantly” sloganıyla internet sitesinden yayın yapmaya başladı. Bu teknolojinin dönüşümüne uyum sağlamada önemli bir kırılma noktasıydı. Artık insanlar istedikleri zaman istedikleri gibi istedikleri yerden filmlerini izleyebilecekti.

Netflix Başarı Hikayesi

2008 sonrası yayın alanını genişletmek için çeşitli ortaklıklar kuran Netflix artık DVD kiralamanın çok ötesine geçmiş ve kullanıcılarının her ağdan onlara ulaşabilmesi için emek harcamıştı.

2010 yılında Kanada’da, 2011’de Karayipler ve Latin Amerika’da, 2012’de ise İrlanda ve İngiltere’de yayına başlayan Netflix’in bu dönemde hisse değeri %200’den fazla artmıştı!

Bu süreçte yayınladığı film ve dizilerin başka kaynaklarda da yayınlandığını farkeden Netflix kendi ürünlerini piyasaya sunmaları gerektiğini ve “Netflix’ten başka yerde olamayacak” film ve dizilere yoğunlaşmaları gerektiğini anladı. Netflix Originals isimli bir seri çıkardılar ve gelsin ödüller!

2011de ilk kez Primetime Emmy Mühendislik Ödülünü kazandı, 2012’de ise bunu üç dizisiyle üç Primetime Emmy Ödülü takip etti.

2014’de de yayınlandığı ülke sayısını arttıran Netflixin kullanıcı sayısı artık tüm dünyada 50 milyona ulaşmıştı.

2015’te ise ilk orjinal filmi Beasts of No Nation’ı yayınladı

İşte Netflix’de izleyebileceğiniz en iyiler!

En iyi 5 Netflix Dizisi En iyi 5 Netflix Filmi
BoJack Horseman Schindler’s List
Stranger Things The Godfather
House of Cards Inglourious Basterds
Orange Is The New Black 13th
Jessica Jones The Look of Silence

 

Netflix’in Başarısının Sırları

1. Fırsatları değerlendirdi

Her şeyin en başına dönecek olursak Netflix’in kuruluşu “film izleme maliyeti ve zahmeti” sorununu fırsata ve konfora dönüştürmüştü. Ortada bir sıkıntı vardı ve belliydi ki DVD denen şey git gide artacaktı, o zaman yükselmekte olan ürünle çözülmesi talep edilen bir sorun pek ala birleştirilebilirdi.

2. Ucuz fiyat politikası

Kurulduğu günden itibaren kaliteli ve reklamsız yayın yapan Netflix rakiplerine(Amazon ve Hulu) göre çok daha uygundu. Kargo ücretinin kaldırılması ve daha sonrasında aylık bir ücrete sınırsız film fırsatıyla da başka bir yerden film kiralama&satın almaya göre oldukça karlıydı.

3. Yüksek müşteri memnuniyeti

Netflix yüksek müşteri memnuniyeti

Geri dönüş sistemine oldukça önem veren şirket özellikle internete geçtikten sonra yaptığı anket ve değerlendirmeler sonucu kullanıcıların isteklerine göre şekillenmeyi çok iyi bildi!

Aynı zamanda film kiraladığında bunların iadesi için kullanıcıları darlamadı ve bu çok önemliydi.

2016’da cutcabletoday tarafından yapılan ankete göre %94lük bir memnuniyet oldukça büyük bir veri.

Bunun yanısıra müşterilerle de yakından ilgilenen Netflix şuan bu iletişim ağını çoğunlukla sosyal medya üzerinden sürdürse de ilgili ve samimi tavrı kullanıcıların kalbini çalan sebeplerden😊

4. Dönüşüme uyum sağlama ve internet

Netflix’in ivmesinin hızla yükseldiği 2000’ler internetin yükselişi ve bilgisayarların evlere daha çok girmesiyle aslında riskliydi! Burada iki seçenekleri vardı: ya buna uyum sağlayacaklar ya da değişime direnip kimi rakipleri gibi eninde sonunda gelecek olan iflası kabulleneceklerdi. Fakat yeniliklere uyum sağlayabildiler ve interneti kendi yararlarına çevirdiler.

5. Yerelle yetinmeyip dünyaya açıldı

Netflix küresel genişleme

2010’a geldiğimizde kullanıcı sayısı milyonları geçmiş Netflix “ya tamam biz Amerika’da iyiyiz böyle yeter” demedi ve yayıldıkça yayıldı. Şimdi ise #netflixeverwhere mottosuyla devam eden tüm dünyada 200’e yakın ülkede yayın yapan global bir şirket ve kablolu televizyonların korkulu rüyası!

6. Kişiselleştirilmiş sistem ve kusursuz pazarlama teknikleri

Dijital dünyada yaptığımız her hareketin kayıt altında olduğunu ve takip edildiğini biliyoruz. Neleri beğeniyoruz, neleri izliyoruz, neleri takip ediyoruz,hobilerimiz, sosyal medya hareketlerimiz gibi biz’i anlatan birçok hareketimiz şirketlerce takip ediliyor ve markalar artık kullanıcılara bunlara göre ürün sunuyor. Müşteri davranışları artık markaların analiz kısmının kilit noktası haline geldi

Google, Amazon,Facebook,Instagram,Spotify ve birçok büyük marka kişiselleştirilmiş sistemin marka değerinde yarattığı farkı anlayarak pazarlama araştırmasının büyük bir payını buna ayırdı. İşte bu durum yani kişiselleştirilmiş sistem Netflix’in de çeşitli yollarla kullandığı ve satışını en çok arttıran sistemlerden biri. Hatta bu sistemi ilk kullananlardan biri diyebiliriz.  Puanlamalara, son görüntülenen içeriklere ve beğenilerin analizine yoğunlaşıldı.

Uzunca bir süre 5 yıldız puan sistemini kullanarak kişisel tercihleri analiz eden şirket kullanıcıların filmlere verdiği puanlara göre neleri beğenebileceğini kategorize ediyor ve kullanıcılara onları sunuyordu.

Yakın zamanda bu sistemin daha çok geliştirilmesi üzerine çalıştılar ve başparmak sistemine geçtiler. Başparmak sistemi aslında Facebook’tan aşina olduğumuz beğeni butonu. Kullanıcı beğendiği ya da beğenmediği içerikleri bu parmakların yönüyle seçebiliyor. Yani yıldız sistemi kişiselleştirilmiş % eşleşme skoruyla değiştirildi ve bunun sonucunda değerlendirme aktivitesinde %200 artış gözlemlendi.

Tüm bu sistemler sonucu şuan kullanıcıların izledikleri yayınların %75’inin bu algoritmaların yarattığı tavsiyeler sonucu izlendiği de öğrenildi. Şuan hangi filmi hangi saatte seçtiğimiz, izlerken kaç defa durdurduğumuz ne kadar sürede seçtiğimiz dahi ileride analiz edilmek üzere verilere kaydediliyor.

Analiz kapasitesi, algoritması ve 100 milyonu aşan kullanıcısıyla Netflix günümüzün Büyük Veri(Big Data) şirketlerinden biri.

Tüm bu veriler, verilerin analizi, kişiselleştirilmiş hedef ve ürünler bizi dijital pazarlamanın son yıllarında yükselen yeni değerine götürüyor Programatik Reklamcılık/Programmatic Advertising

Dijital pazarlamanın yeni gözdesi: Programmatic Advertising

Programmatic advertising uzaktan teknik ve karmaşık bir kavram gibi görünse de iç yüzünde basitliği esas aldığını görebiliyoruz. Klasik medya satın almasından farklı olarak bunun makineler aracılığıyla yapılması diyebiliriz.Markanın sahip olduğu tüm veri ve teknolojileri sistem üzerinden analiz edip eşleştirerek doğru zamanda doğru kişiye doğru ürünün sunulmasını sağlayan kullanıcı ve kullanıcı davranışları odaklı bir sistem.

Netflix örneğinde bunu büyük data şirketlerinden oluşunun sonucu programmatic advertisingi kullanarak kişiselleştirilmiş ürünler sunabilmesinde görebiliyoruz.

Peki tüm bu verileri toplamak analiz etmek eşleştirmek için yüzlerce çalışana mı ihtiyacımız var? İşte işin güzel kısmı; programmatic sistem ile teklif al git görüş incele gibi uzun süreç maliyet ve kişi gerektiren manuel dönemin sonu geldi . Tüm bunlar için ihtiyacımız olan yalnızca iki şey var; veri ve yazılım.

Dijital dünyanın manuelden sıyrılışının bir örneği olan sistem kullanıcıların zevkini ve ihtiyaçlarını anlayarak ona uygun ürün sunması ve karşısına çıkartması satın alma sürecini büyük oranda etkiliyor.

Peki neden bu kadar etkili bu programmatic advertising?

  • Bu sistemle elde edilen kişiselleşmiş ürünler müşterileri daha değerli hissettiriyor ve onları ihtiyaçları/istekleri doğrultusundaki ürünlerle buluşturuyor. Yani ben yalnızca komedi filmleri seviyorken benim anasayfama korku filmi düşmesine izin vermiyor ve beni yüzlerce korku filmi arasından beğeneceğim komedi filmlerini arama zahmetine sokmuyor. Böylece elindeki datalar sonucunda kullanıcı hedefleme ile kullanıcının isteğini bildiğimiz için diğer rakiplerimizden bir adım önde oluyoruz.
  • Maliyeti daha düşük. Günümüzde bu satış sürecini gerçekleştirebilecek insanlarla çalışmak kimi zaman fazla pahalı kimi zamansa belirsiz olabiliyor. Fakat yazılım bize net bilgiler vermekle kalmıyor ayrıca süreci daha az maliyetle sürdürmemizi sağlıyor. Sistem sayesinde doğru hedeflenen kitle ile de tıklama başı maliyetimizi(CPC) de aşağı çekebiliyoruz.
  • Çok daha hızlı. Bundan önceki sürece baktığımızda manuel olarak yapılan işlerin yanı sıra yayıncı ve reklamveren arasındaki ilişki, teklif süreçleri vs. derken çokça zamanımız gidiyordu. Şimdi ise yazılımla verilerin analizi yapılıyor, kampanyalar oluşturuluyor ve çeşitli cihazlarla saniyeler içerisinde tüm kullanıcılara ulaşabiliyoruz. Rekabetin en üst düzeyde olduğu dijital dünyada zaman tasarrufu milyonlarca kullanıcıya bedel olabiliyor.
  • Kampanya ve reklam görünürlüğü takibi çok daha kolay yapılıyor. Otomatik teknoloji ile müşteri ihtiyacını ne kadar karşılayabilmişiz, reklam nerelerde nasıl kullanılmış, bunun satışa katkısı ne olmuş, ne kadar etkileşim almış gibi analizlere hızlıca ulaşabiliyoruz. Böylece kampanyada yeniden düzenlenmesi gereken yerleri tespit edip daha gelişmiş bir kampanya oluşturabiliyoruz, kampanya performansını arttırabiliyoruz.
  • Aynı anda birçok platformla çalışabilme. Programatik bu data yönetimini yaparken birçok farklı platformun (tv,mobil,arama motoru…) verisini entegre edebiliyor. Sonuç olarak tek kodla birçok farklı veriyi aynı tabanda toplayarak analiz edebiliyor.

Daha fazla verimli reklam ve boşa gitmeyen yatırımlar kazanımından dolayı programmatic advertising artık dünyanın birçok büyük şirketinin gözdesi. Emarketer’in yayınladığı verilerde de programmatic için harcanan miktarı görebiliyoruz.

Amerika programatic reklamcılık

Günümüzün en büyük şirketlerinin rekabette en çok kullandıkları sistemlerden biri olan programmatic advertising Netflix,Google,Youtube gibi birçok şirketce kullanılmaya devam ediliyor. Hem şirket tarafını hem de kullanıcı tarafını tatmin eden bu sistemle gün geçtikçe sadece sevdiğimiz sadece ihtiyacımız olan ve sadece istediğimiz şeyleri görmeye devam edeceğiz!

[Toplam:11    Ortalama:3.7/5]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here