Native Reklamların Başarısını Nasıl Açıklayabiliriz?

Birkaç yıl önce “dijital ajanslar konvansiyonel ajanslara karşı” diyebileceğimiz ufak bir yarış başladı. Süpermarket karşısında mahalle bakkallarının yenilgisi gibi çağa ayak uyduramayanların yavaş yavaş çekildiği bir yarıştı bu aslında. Belki çok zalimce gelebilir bu benzetme ama çevrimiçi reklamcılığın hızlı yükselişine engel olamıyoruz.

 

Dijital pazarlama trendlerine baktığımızda bu yükselişin sebeplerini daha kolay anlayabiliriz. Ancak asıl anlayamadığımız reklam anlayışımızdaki devrimin ne zaman gerçekleştiği ve hayatımıza son yıllarda girmesine rağmen dijital reklamcılıkta göze sokulan reklamların yerini daha farklı reklam anlayışına bırakması sürecinin ne zaman yaşandığı.

 

Bir zamanlar reklam piyasasında  konvansiyonel taraf, dijital tarafın işlerini küçümserdi. Dijital taraf da eksik kalmaz konvansiyonel tarafın dinozorluğundan yakınırdı. Bu süreci dijitalin dönüşümünü takip eden çoğu birey takip etti. Ama bir aşamayı çoğumuz algılayamadık. Peki ne oldu da durum böyle oldu? Hatta soruyu bir adım daha öteye taşıyalım konvansiyonel reklam yerini ne zaman native reklama bıraktı?

 

Televizyon reklamcılığı, yazılı medya reklamcılığı, geleneksel reklamcılık, konvansiyonel reklamcılık adı ne olursa olsun dijitalin tüm dünyamızı sarmasıyla bu tür reklamcılık anlayışları yerini dijital reklamcılığa bıraktı. Hala televizyonlarda reklamlarla karşılaşıyoruz ama alım tercihimizi eskisi kadar etkilemiyor. Bir marka reklam çalışmalarına adım atıtığında akla ilk reklam konvansiyonel reklamlar geliyordu.

 

Ancak artık markalar dijitalde görünür olmaya daha fazla önem vermeye başladı. Dijital varlığını ispatlayan markaların müşteri portföyü artı, satışları yükseldi. Bannerlar, videoların içerisine yedirilen reklamlar, sosyal medyada sponsorluk içerikler yeni bir anlam kazandı. Dijital reklamcılık taleplere göre kendini yenilemeyi sürdürdü. Küçümsediği dinazora dönüşmemek için sosyal meydanın da dinamiklerini takip etti ve yıllardır hayatımızda olsa da 2017’nin trendi olmayı başaran native yani doğal reklamcılık kavramı ön plana çıktı.

 

Dijital ve içerik pazarlama çalışmaları, sosyal medya çalışmaları, kurumsal kimlik oluşumu, basın iletişimi yönetimi ve etkinlik yönetimi çalışmaları gibi daha spesifik alanlar ve departmanlar belirleyerek çalışan ajanslar artık native reklamcılık üzerine kafa yormaya ve bu reklamlar için çalışmaya başladı.

 

Bunun asıl nedeni bu reklam anlayışının dijital pazarlama üzerinde daha etkili olması kadar belli ölçülerde kullanıcı dostu olması ile ilişkilendiriliyor. Native reklamlar marka bilinirliği ve dönüşüm oranını arttırıyor. Aslında ücretli içerik olarak bildiğimiz bu doğal reklamlar makale, infografik, video ya da bir başka formatlardaki içeriklerin şirketler tarafından satın alınması ve çeşitli platformlarda tanıtım yapılması gibi genel bir şekilde açıklanıyor.

 

Geleneksel mecralardaki advertorial çalışmaların dijital versiyonu olarak tarif edilebilecek olan “native” veya doğal reklam, markaların hikayelerini eğitici ve eğlendirici içeriklerle anlatarak müşterisiyle etkileşime geçmesini sağlama aracı olarak görülüyor. “Native reklam mantığında marka mesajlarının farklı mecralarda yer alan video veya makalelerin içine, yayınlanan mecranın genel yapısını bozmadan yerleştirilmesinin ve kullanıcı deneyimini kesintiye uğratmamasının ” önemli olduğu ifade ediliyor. Daha kreatif bir reklam olarak görülen native reklamlar için net ve kesin sınırları olan bir tanım yapılmamış olsa da diğer dijital reklamların aksine kullanıcıyı sıkmayan yapısı ve bir anda süreci kesintiye uğratmaması nedeniyle henüz kullanıcıları rahatsız etmiyor.

 

Tanıtıcı makaleler için bizim bildiğimiz ilk doğal reklamlar demek mümkün. Blog yazıları, videolar, oyunlar, sosyal medya paylaşımları aracılığıyla paylaşılan bu ücretli reklam ve sponsorlu içeriklerin çok büyük bir kitleye ulaştığı biliniyor. Hepimizin bildiği online içerik platformları ve web sitelerinin bir çoğu bu reklam yoluna başvuruyor. Bu sitelerdeki içerikler doğrudan markadan bahsetmiyor ama web sitesinin konseptine uygun olarak markayı hatırlatıyor. Bu nedenle reklam engelemelerle de karşılaşmıyor. İleriki zamanlarda bu tür engellemelerle karşılaşabilecek olsa da native reklamların, reklam gibi kokmadıkları ve gözümüze sokulmadıkları sürece dijital dünya üyeleri olan bizleri rahatsız etmeyeceği ve popülerliğini sürdüreceği görülüyor.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Paylaş
Önceki İçerikTakipçilerin Sosyal Medya’da Markalardan Beklentisi
Sonraki İçerikMeta Tags İşkencesi!
Gizem Ceren Piri
Gizem Ceren Piri İçerik editörü ve metin yazarı. Bunun yanı sıra markalara sosyal medya, içerik yönetimi ve pr danışmanlığı yapmaktadır. Gönüllü çalışmalarına katılarak sivil toplum alanında çalışmakta ve yazılar yazmaktadır. Araştırma ve tanıtım kitaplarına araştırma asistanlığı ve editörlük gibi farklı çalışmalar yürütmektedir.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here